|
| haberler ve yorumları istanbul'da deprem adı prim, soyadı SOYGUN
Yurdum RÜŞVETİ (Sabah gazetesi 15.02.2002)
İstanbul'da DEPREMAşağıda tarihlere göre İstanbulda olan depremler ve arada geçen zaman yıl olarak verilmiştir Tarih Aralık(yıl)
Bu verileri grafiğe taşırsak:Ortalama 242 yılda bir deprem olmuş İstanbulda. Reel aralıkları grafikleştirir isek sinüsiodal bir eğri görürüz. 1766 dan bu yana hiç büyük deprem olmamış. Olursa ne zaman olur? Eğrinin trend eğrisini alısak 2009 yılı ve 243 yıl sonrası çıkıyor ki, buda bizi yani ortalamayı doğruluyor. Tabii bunların hepsi tahmin. Yine ALLAH bilir deyip çalışmamıza devam edelim.
başa dönBu gün (21.02.2002) gazetelerde eski bir haber çıktı: TAKAS BANK. Bilir misiniz? Takasbank özel bir statü ile kurulmuştur. Amacı İMKB da işlemdeki hisse senetlerini ve hisse senedi tedavülünü (sadece halka açık şirketlerin) muhafaza ve idare etmektir. Hiç bir maddi ve manevi sorumluluğu yoktur bu senetler üzerinde. Sadece her alım satımda ve yıl içi saklamada kendi tayin ettiği ücretleri tahsil eder. Kaçak yoktur zira her aracı kurumun kuyruğu baştan beri elindedir. Yani tüm takas işlemi denen organizasyon onun elindedir. Alacağı varsa olaya bizzat el koyar ve çatır çatır alır istediği meblağı. Ayrıca Takasbankın ortakları ile müşterileri aynı kişilerdir, yani aracı kurumlar. Aynen Kooperatiflerde olduğu gibi. Yani Takasbank ortaklarına hizmet vermek üzere kurulmuştur. Diğer bir deyişle giderlerini ortaklarından karşılaması gerekir, kar etmesi gerekmez. Aynen kooperatiflerde olduğu gibi. Ama Takasbank ne yapar: Takasbankta uçan kaçan her şey ücrete tabidir. Aldığı komisyon (kendisi takdir eder) yetişmez, nerede ise personel maaşlarını bile her aracı kuruma bir şekilde bölüp almaya kalkışır. Bir zamanlar yegane demirbaşı olması gereken bilgisayar sistemini bile ortaklarından ayrıca almaya kalkışmıştır. Dolayısıyla istediği kadar kar eder. Amma velakin ortaklarını düşündüğü için değil. Müşteri (ortak) Takasbank'ın emrettiği her şeyi öder. Giderler karşılanır, teşekkül eden kardan kurumlar vergisi ödenir, kalan kısım ile sermaye artırılır (her sene). Halbuki gideri kadar gelir tahsil etse, sermaye artışını ortaklardan istese, kurumlar vergisi (yaklaşık %40) yükümlülüğü doğmadığından ortak daha az ödemede bulunacak, zarar edenler zarardan kurtulacak. Ancak bunu yapmak bazı kişilerin işine gelmez. Kimin, Neden? Öncelikle Genel Müdürün ve Yönetim Kurulu Başkanının, sonra Yönetim Kurulu Üyelerinin. Neden? Zira gazetelerin yazdığına göre Sn. Genel Md. ve Yön.Krl.Bşk. kişi başı 700.000.000.000.-TL (sıfırları koyarken bile şaşırdım) veya 520.000.-US$ alıyorlar. Maaşları ne kadar bilemem. Ama sırf bu meblağı aldıklarını düşünsek: 58milyarTL/ay veya 43.000.-US$/ay gelirleri oluyor. Şimdi soruyorum: 1- Bu insanlar çok çok risk mi taşıyorlar? 2- Bu işi yapabilmek için 2-3 üniversite bitirip ayda master, marsta doktora yapmak mı lazım? 3- Bu koltuklara bu işi yapacak arandı da başka kimse çıkmadı mı? 4- Bu iş Birleşik Amerikayı yönetmekten daha mı zor? Biliyorsunuz ABD başkanı 17.000.US$/ay maaşla geçiniyor. 5- Yoksa bu prim işi zaman içinde yozlaştırılıp bu hale mi getirildi? Bu sorulara ve sorunlara cevap verip düzeltecek mercilerin olması gerekir benim yurdumda. NEREDESİNİZ? |
orada bir köy var bizim KÖYÜMÜZ www.yigityolu.com
|