|
|
efendim üzerinize afiyet zatıma ait bir ateşli silah
(tabanca, smith-wesson magnum, sanki güney-doğuda terörist avına çıkıyoruz) ve de
buna ait bir ruhsatım var. bu ruhsat rüsum ve vergileri azzıcık !! artınca bende
taşıma olan ruhsatımı bulundurmaya çevirdim (hediyesi 500 milyoncuk). bu arada
işyerimi değiştirdim, tabii bu bana daha da pahalıya patladı. zira elektrik,
su, telefondan tutunda, zarftı, kaşeydi derken don dahil her şeyi değiştirmek
zorundasınız (sakın iş yerinizi değiştirmeyin, değiştirirseniz de kimseye
haber vermeyin), parası bir yana formalite ve de BÜROKRASİ adamı
öldürmeyip, mübalağasız bir iki
yıl süründürüyor (tabii işi ciddiye alıp, benim gibi alık vatandaş iseniz). bu
arada tabii silah ruhsatında da adres değişikliği gerekiyor. ben de her!!!
duyarlı vatandaş gibi kaymakamlığa taahhütlü yazı ile müracaat ettim (sıkıysa
etme, bir kere ruhsat almış kayda geçmişsin, ruhsat almayanlar akıllı ve de
haklı). aradan 2.5 ay geçti tık yok. bir arayıp sorayım dedim. yoksa 6 ay
geçerse ruhsat iptal ve silaha elden gidiyor. ..... kaymakamlığına telefon
edip ilgiliyi buldum, durumu anlattım. cevap:
" gardaşım sen dilekçeni havale ettürdün müüü?"
"yoook, posta ile yolladım"
"gardaşım bir kere elden müracaat edcen, havale ettürüp,
jandarma komutanlığına getcen, bu memlekette işünü kendin taküp etcen, sen heç
devlet daüresinde iş yapmedün müü?"
"şımcık ben arkedeşümün dedüğü gibin yapüp, artık buudan
sonre kendü işümü kendüm taküp edcen"
hayırlı işler.
Efendim bendeniz azıcık her bir şeye karışan, hıyarı görünce tuzu kapıp koşan bir tipim. bir ara "fahri trafik müfettişliği" moda olmuştu, yaşım tuttuğu için bende oldum. bugün (1.11.2003-cumartesi) köyden (ağaçlı köyü, eyüp'e bağlı) arabayla dönüyorum. her zaman olduğu gibi yollar kalabalık, ramazan olduğundan duble kalabalık, vakit 16.00 civarı. Allahım var trafiğe uyar, uymayanlara da uyuz olurum. herhalde sebebi: aptal yerine konulduğumdan değil, uymayanların neden benden daha zeki ve de akıllı oldukları! bazı sürücüler vira "emniyet şeridini" kullanıyor, bende paso kaşınıyorum. çareyi sağ şeritten gidip, sağ tekeri de birazcık "emniyet şeridi"ne sokaraktan ağır aksak, durup kalkarak gidiyoruz. hadise e5 otoyolunda cereyan ediyor. bu arada mecidiyeköy sapağına geldik, hepten durduk. bir gürültü oldu, zaten pinpirikli olduğumuzdan kapıları kilitlemişiz, tetikteyiz (kapılarınızı sizde kilitleyin lütfen, zira kalabalık trafikte arka kapı, bagaj kapısı açılıp ne varsa gidiyor, siz de sadece arkasından bakıyorsunuz. sebep araba ile giden arasındaki tercih bir, koşsanızda yakalayamazsınız iki.) biri tekme tokat arabaya girişmiş, ön cama geldi: yarım saattir korna çalıyoruz neden yol vermiyorsun len dedi. duymadım dedim (Hakikaten duymadım, ayrıca duysam da yol verecek durum yoktu, mutlaka emniyet şeridini ihlaline mani olduğum için bozulmuştu). baktı yaşlı biri vursa elinde kalacak, söylene söylene gitti. plakası 34.bug.97 bordo volvo binek. baktım iki önümde trafik polisi. zaten duruyoruz, indim ve gittim yurdum polisine. kurban olayım bir başka bizim polisimiz. iki kişi önde oturuyorlar. memur bey dedim direksiyondakine (pencere açık) ben fahri trafik müfettişiyim, filanca arabanın şoförü böyle böyle yaptı deyip hadiseyi özetledim. cevap: yahu ya adamın kafası bozuktur yada acele işi vardır. zaten iftara şurada az bir zaman kaldı bak biz de kazaya gidiyoruz, işin yok mu senin? dediler. vah benim yurdum insanı vah, güvendiğin dağlar var ya, oralara kar yağdı kar. zira bizler değil onlar koruma altında. bir daha ki sefere bu gibi durumlarda şikayetimi alman, ingiliz, fransız, italyan vb. bir polis bulup ona yapacağım, mutlaka daha faydalı olur (AB'ye giriyoruz ya). siz nasıl bilirseniz öyle yapın. kalın sağlıcakla. |
orada bir köy var bizim KÖYÜMÜZ www.yigityolu.com
|